Türkiye, 12 Haziran Dünya Çocuk İşçiliğiyle Mücadele Günü'ne rekor seviyeye ulaşan çocuk işçi ölümlerinin gölgesinde girdi. İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği (İSİG) Meclisi verilerine göre, yalnızca 2025 yılında 94, son üç yılda ise 862 çocuk çalışırken hayatını kaybetti. Giderek ağırlaşan tabloya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Eğitim-İş İzmir 2 No’lu Şube Başkanı Özgür Şen, artışın tesadüf olmadığını belirterek özellikle MESEM (Mesleki Eğitim Merkezleri) uygulamaları ve derinleşen ekonomik krizin çocukları eğitimden kopardığına dikkat çekti.
Eğitim-İş İzmir 2 No’lu Şube Başkanı Özgür Şen'in açıklamaları ve sahadan yansıyan çarpıcı veriler şu şekilde:
"Çocuk ve İşçi Kavramları Yan Yana Gelemez"
Son yıllarda çocuk işçiliğindeki artışın en temel nedeninin MESEM uygulaması olduğunu vurgulayan Şen, pandemiden bu yana süregelen ekonomik kriz nedeniyle ailelerin çocuklarını bu merkezlere yönlendirmek zorunda kaldığını belirtti. Şen, "Çocuk ve işçi kavramları birbiriyle uyuşmayan kavramlar. Ancak bugün çocuklar artık kendilerini öğrenci gibi değil, işçi gibi görüyor. Çünkü sistem onları bu şekilde konumlandırıyor. Haftada bir gün sözde okula gidip, geri kalan altı hatta yedi gün çalışıyorlar" dedi.
Ağır Sanayide Denetimsiz Emek Sömürüsü
Geçmişteki çıraklık eğitiminin kuaför, berber gibi küçük işletmelerde yapıldığını hatırlatan Şen, MESEM ile çocukların atölyelere, fabrikalara ve ağır sanayi kuruluşlarına yönlendirildiğini ifade etti. Sistemin tamamen sermayenin eline bırakıldığını söyleyen Şen, "Denetimden ve tedbirden uzak bu sistemde çocuklarımızın ölüm haberlerini alıyoruz. Buralarda yaralanan, uzuv kaybına uğrayan çocukların istatistikleri ise ya açıklanmıyor ya da kayıt altına alınmıyor" diye konuştu. Şen ayrıca, mesleki eğitimin 9., 10. ve 11. sınıflarda okulda, kendi yaşıtlarıyla ve öğretmen gözetiminde verilmesi, stajın ise yalnızca son sınıfta yapılması gerektiğinin altını çizdi.
Eğitimde Sınıfsal Ayrım: "Siyasilerin Çocukları MESEM'de Değil"
Milli Eğitim Bakanlığı'nın MESEM'i öven açıklamalarını eleştiren Şen, uygulamadaki sınıfsal eşitsizliğe dikkat çekti: "Eğer bu kadar iyi bir sistem olsaydı, siyasi iktidar temsilcilerinin veya yüksek gelirli kesimlerin çocuklarının da bu sistemde olması gerekirdi. Ancak MESEM'lerde daha çok geçim sıkıntısı yaşayan, dar gelirli ailelerin çocukları bulunuyor." Şen, yaklaşık 1 milyon çocuğun örgün eğitim dışında olduğunu, bunların büyük kısmının MESEM'e kayıtlı göründüğünü ve çocukların eğitimden kopuşunun giderek büyüyen bir sorun haline geldiğini sözlerine ekledi.
Öğrenciler ve Araştırmalar Şen'i Doğruluyor: "Tatil Yok, Şiddet Çok"
Şen'in uyarıları, MESEM öğrencilerinin anlattıkları ve sendika raporlarıyla da birebir örtüşüyor. Öğrenci Sendikası’nın Gebze'de 926 öğrenciyle yaptığı araştırma, öğrencilerin %90,5'inin iş kazası geçirdiğini, %89,9'unun hastaneye dahi götürülmediğini ve %70,9'unun günde 12 saatin üzerinde çalıştığını ortaya koydu. Tekstil sektöründe çalışan Taha ve diğer öğrenciler de "Öğrenci değil, tam zamanlı yetişkin işçi gibiyiz. En ufak izinde maaşımız kesiliyor, yaz tatili hakkımız elimizden alınıyor" diyerek yaşadıkları mağduriyeti ve fiziksel/psikolojik yıpranmayı dile getirdi.
Tarımda Hasat Mevsimi, Çocuklar İçin Ölüm Riski
Tablo sadece sanayi ve hizmet sektörüyle de sınırlı kalmıyor. Yaz tatili milyonlarca çocuk için dinlenme anlamına gelirken, mevsimlik tarım işçisi ailelerin çocukları için tehlikeli yolculuklar ve tarlada ağır mesai anlamına geliyor. İSİG verilerine göre tarım, çocuk işçi ölümlerinin en fazla yaşandığı sektörlerin başında geliyor. Türk Tabipleri Birliği (TTB) ise kayıt dışı çalışanlar ve MESEM öğrencileri hesaba katıldığında Türkiye'deki toplam çocuk işçi sayısının 4 milyona yaklaştığı uyarısında bulunarak, çocuk işçiliğinin fiziksel, zihinsel ve sosyal gelişimi doğrudan etkileyen yapısal bir hak ihlali olduğunu vurguladı.





0 Yorum